Download Hikmet Kivilcimli - Bergsonizm PDF

TitleHikmet Kivilcimli - Bergsonizm
File Size575.7 KB
Total Pages98
Document Text Contents
Page 1

Yaynlar

Bergsonizm

Dr. Hikmet
Kıvılcımlı

Page 2

Yaynlar

Bergsonizm

Dijital Yayınlar
İndir - Oku - Okut - Çoğalt - Dağıt

Bu kitap ilk defa: 2008 yılında Sosyal İnsan Yayınları
tarafından yayınlanmıştır.

Bu kitap KöXüz sitesinin dijital yayınıdır.

Kar amacı olmadan, okumak ve okutmak için, indirmek, dijital olarak
basmak ve dağıtmak serbesttir.

Alıntılarda kaynak gösterilmesi dilenir.



Yaynlar Yayınları

Dr. Hikmet Kıvılcımlı

Page 49

2- İçgüdü için der ki: "Tıpkı bunun gibi, hayatı tanımak için

yapılmış bulunan, tamamlanmamış ve hemen hemen bilinçli

denemeyecek bir şekilde olsa bile, kesin olarak ve içeriden ta-

nır." (Mektup, s.163).

Bundan çıkan sonuç ortada:

1- Zekâ: Maddeyi dışarıdan kavrar. Her ikisi de

2- İçgüdü: Hayatı içeriden kavrar. yetersizdir!

Gerek zekâyı, gerekse içgüdüyü tamamlayacak kimdir?

Bergson'un Sezgisi:

"Şu halde, insan Sezgisi, hayatı gittikçe daha tam bir biçim-

de kucaklamaya yeterlidir." (s.163).

Bergson'a göre her yeti kendi alanında mutlak bilgi verir.

Mesela zekâ, maddeden anlar. Fakat hayatı açıklamaya kal-

karsa vereceği bilgi izafidir, değer verilmez.

"Gerek zekaya, gerekse Sezgiye dayalı bilgi, ancak tanıma

yetisi tahsis edilmediği şeye uygulandığı zaman izafi bir duru-

ma gelir. Conceptuelle [kavramsal] kavrayışı bize vermeye

yeltenen hayat bilgisi (mekanizm) böyledir ve gene, vaktiyle

hayat âleminden çıkarılmış durumlarla edinilen madde tasav-

vuru da (hilozoizm) [canlı maddecilik] böyle oldu. (s.

163-164, mektup).

Kısaca, zekâ için Bergson'un gerçek bilgisi, ekzakt teorisi,

işlemez bir zemin, aşılmaz bir sınırdır.

Fakat Sezginin ne olduğunu anlayabildik mi? Hayır. Bu Sezgi,

hatta bizzat Bergson için bile bir "sır"dır. Bergson'un kendisi bi-

le, işin nereye varacağını, felsefesinin ne sonuç vereceğini bile-

meyecek kadar derinlerde dolaştığını itiraf eder.

Bari bu Sezgi denen niteliğe nasıl varılacağını öğrenemez

miyiz? Bu bakımdan Bergson'un Sezgisinde bir nüzul (inme),

bir de suud (çıkma) özelliği vardır.

1- İnme: Sezgiye erişmek için, önce zekâ denilen yetimiz,

içgüdüye doğru inme türünden, kendi üzerine kıvrılıp büküle-

cek ve kendi kabuğu içine büzülecektir:

Page 50

"Zekâ halinde belirginleşen, yani önce madde üzerinde top-

lanan bilinç, böylece kendi kendisine oranla dışarılaşmış (tecel-

li etmiş) görünür; fakat özellikle dışarıdaki objelere adapte ol-

duğu içindir ki, bilinç, onların ortasında dolanmaya onların ken-

disine karşı çıkardıkları engelleri devirmeye, alanını sonsuz su-

rette genişletmeye başlar. Bilinç bir kere halâs oldu mu [kurtul-

du mu] , zaten kendi içine bükülebilir ve henüz kendisinde uyu-

yan ayrıcalıklı her bilgiyi (virtualiteyi) uyandırabilir." (Yaratıcı

Evrim, s.198).

Yani, zekâ madde ile uğraşmaktan yakasını kurtarıp kendi

içerisine hapsolduğu zaman, benliğini, asıl Bergson'un aradığı

müstesna sınır ve marifetini bulur.

2- Çıkma: Sezginin asıl anlamı insanın içeri hayatını keşif

ve kavrama olduğuna göre ve iç hayatıyla uğraşan uzman da

"içgüdü" adını aldığına göre, Sezgiye erişmek için, şu içgü-

düyü uyandırmak ve yükseltmek gerektir. Buna, "Sezgi yo-

luyla içgüdünün zekâ düzeyine ulaştırılması" (s.49) denilir.

Daha doğrusu:

"İnsani Sezgi, insanda içgüdü adına kalmış olan şeyi büyü-

terek ve geliştirerek teamül [adet, alışkanlık] haline erdirir."

(Bergson, s.163, mektup).

Bergson iki çeşit Sezgiden bahseder:

1- "Orijinal ve yakîn Sezgi": Bölünme kabul etmez bir Sü-

reklilik, yakîn bir veri "her ruhi eylemin gerekli şartı (yahut bi-

rinci sonucu)" (s.51) dır. Fakat bu Sezgi, sonradan zekâ tara-

fından paramparça edilir.

2- "Metafizik Sezgi": Tahlil ve deneyler yoluyla varılan ve

"zekâ ve içgüdünün yüce birliği olmak itibariyle düşünce faali-

yetinin mantıki sonucu olarak, sonunda Sezgiyi teşkil etmesi

gerekir." (s.51) Sürenin Sezgisi budur.

Bu ikisi arasında, esas anlamıyla, açık olarak ne fark var-

dır? Birinden ötekisine nasıl geçilir? Bergson'da bu konular

için, sadece bir takım lakırdılar ve bu aşamaya ulaşmak için

bir takım sade suya "reçeteler" buluruz:

Page 97

Pante izm (Heptanr ıc ı l ık) : Tanr ı y ı etkin yarat ıc ı güç o larak kabul edip,

Tanr ı ile dünyay ı özdeş leş t i ren öğret i . Bu anlayışta tek gerçek var l ık Tanr ı 'd ı r ,

evren onun yans ımas ıd ı r . Öneml i temsi lc i ler i Sp inoza , Fichte, Sche l l ing 'd i r .

P a r m e n i d e s : Hocas ı Kseno fanes ile birl ikte Elea Oku lu 'nun kurucusu sa-

yılan An t i k çağ Yunan f i lozofu. Ona göre var l ık: meydana ge lmemiş , sürekl i ,

bö lünemez , harekets iz , değ i şmez , toplu, bütün vs'dir .

Pozi t iv izm (O lgucu luk) : A raş t ı rma la r ın ı o lgulara, gerçek le re dayayan;

metaf iz ik aç ık lamalar ı kuramsa l o larak o lanaks ız , pratik o larak yarars ız gö-

ren; deney le dene t l enmeyen soru lar ı sözde soru o larak ni te leyen felsef i gö-

rüş. Te r im o larak A .Comte ' un fe l se feye get irdiğ i bir kavramdı r . Olgu, doğa bi-

l imlerinin evren tasar ım ına ve yasa lar ına uyma zo run luğudur . (O lgu=vak ıa ) .

Process (Vetire) : Belli bir sonuca ulaşan düşünce akışı. Olaylar ın ya da

iş lemler in belli bir sonuca doğru gidişi.

R a s y o n a l i z m (Akılcı l ık) : Akı l la elde edi len bilgiye dayanan , doğru luğun

ö lçüsünü duyu larda deği l , d ü ş ü n m e d e ve t ümdenge l im l i ç ıkar ımlarda bulan

öğret i ler in genel adı. Bi lginin akla, z ihne ve düşünceye dayand ığ ın ı öne sürer.

Ak ı lda gerçek l iğ in bi lgisini veren aprior i (önsel) kavramlar ve öne rme le r o ldu-

ğunu öne sürer. Eski Y unan f i lozo f la r ından, Pa rmen ides , Platon rasyonal ist t i r .

Yen i çağda Descar tes rasyona l i zmi teme l l end i rm iş t i r . Ona göre doğru luk, du-

yusa l a lg ı larda deği l; akıl kavramlar ında , doğuş tan kavramla rda ver i lmişt i r .

Örnek: Matemat iğ in kavramlar ı .

Real izm (Gerçekç i l ik) : Düşünmen in temel i ve ey lemin in ö lçüsü o larak

gerçek l iğe bağ lanan görüş ve tu tum. Bi l inçten bağ ıms ız bir gerçek l iğ in var ol-

duğunu ben imseyen görüş ler .

Rene Descar tes (1596-1650) : Sıkl ıkla modern fe lsefenin babası o larak

nite lendir i len Fransız f i lozof. Çağın ın sko las t ik fe lse fe ge leneğ ine sırt çev i re rek

fe l se fey i t eme l l e r i n den baş l aya rak yen i den ku rmaya çal ışt ı . Sko las t i k

fe lsefen in Ar i s to te lesç i yak laş ım ın ı yads ı ya rak yeni bir a raş t ı rma yön tem i ,

yeni bir metaf iz ik, yeni bir düzenekç i f iz ik ve biyoloji, bunlara bağlı o larak da

etiğin temel l le r in i o luş tu racak yeni bir ruhbi l im kurmaya girişti. Descar tes

aynı z amanda geomet r i ve cebir i bir leşt iren çağdaş anal i t ik geomet r in in

kurucu la r ındand ı r . Y ö n t e m Üzer ine Konuşma, İlk Felsefe Üzer ine Düşünce le r ,

Fe lsefenin İ lkeleri Descartes ' in öneml i eser ler i aras ında yer a lmaktad ı r .

Sayruret (Süre, Durée) : Kendi bütün lüğü içinde a l ınmış, sınırl ı bir z aman

parçası; akıp g iden zaman içinde belli bir bö lüm.

Yukar ıdak i an lama karşıt an lamda Bergson'un kul landığı ter im: Uzaydaki

nesneler in birbiri ardına süreks iz s ıralanış ına ve aynı zamanda ş imdiki noktala-

rının nesnel bir dizilişi o larak kabul edilen zaman şemas ına (bil imin uzay ve du-

rum noktaları o larak açıkladığı zaman kavramına) karşıt olarak, geçmiş, ş imdi

ve geleceğin içinde yittiği, doğrudan doğruya yaşanmış olan sürekl i akış.

Page 98

Bergson 'un tan ımıy la Süre; "ben kendin i y a ş amaya b ı rakt ığ ında bilinç du-

rumlar ımız ın s ı ra lan ış ın ın aldığı b iç im"dir . Buna göre, nitel iksel değ iş imler in

kesin sınır lar söz konusu o lmadan birbir ini iz lemesid ir .

Bergson Süreyi gerçek zaman o larak belirler. Fi lozofa göre, öteki, ma tema-

t iksel zamand ı r ya da ö lçü leb i len zamand ı r . Özne l zaman la , nesnel zaman ı

ayırır. Öznel zaman ya da varo luşsa l zaman , yaşan ı l an zamand ı r . Nesnel za-

man ya da işlevsel z aman nicel iksel zamand ı r , ö lçü leb i len zamand ı r .

Sevk- i tabi î ( İçgüdü) : Bir hayvan tü rünün bütün b i rey ler inde kal ı t ım yo-

luyla be l i r lenmiş olan ve hayat ın ko runmas ına ya rayan bil inçsiz ey lem ve dav-

ranış biçimi. İçgüdü ler öğren i lmez le r , d eneme yo luy la kazan ı lmaz la r ; bu dav-

ranış biç imler i her hayvan tü ründe başkadır , ama bir türün içinde bireysel

farkl ı l ık lar gös te rmez le r .

Silsi le-i Merat ib (Aşama düzeni) : Ögeler in önemine göre yap ı lan s ıra la-

ma. A şama l a r , basamak la r zincir i .

T h o m a s Hill G reen (1836-1882) : Oxford 'da idealist okulu kuran fe lsefe-

ci. Orta derece l i okul lar ın eğ i t im s is temler i ve l iberal pol i t ikalar la i lgi lenen

Green, devlet in e konom iye pozitif katkı y apmas ı gerekt iğ ine inanır.

V i ta l i zm (Hayat iye , d i r imse lc i l ik) : Y a ş a m o lay lar ın ı f i z i k se l -k imyasa l güç-

lerle deği l de, özel bir y a ş ama ilkesi, y a ş am gücü ile aç ık layan öğret i . 19. ve

20. as ı rdak i yeni v i ta l i zm, y a ş a m o lay lar ın ın n eden se l -mekan i k yasa la r la

a ç ı k l anmayacağ ı n ı ; y a ş a m sürec in in özerk l iğ in in ve etk in l iğ in in , bir plana gö-

re, bir amaca doğru i l e r lemeye çal ışan kend ine özgü bir yasas ı bu l unduğunu

öne sürer.

W i l h e l m W u n d t (1832-1920) : A lman psikolog. 1879 yı l ında Leipzig Üni-

v e r s i t e s i n de ilk psikoloj i laboratuar ın ı kurarak, psikoloj iy i pozitif bir bil im ha-

line get i rmişt i r .

Y a k î n (Kesin, doğru bilgi) : Kesinl ik, s ağ l am bilgi. Bir şeyi şüphes i z o larak

tam ve doğru şek i lde bi lme.

a) Öznel kesinl ik: Düşüncen in hiçbir yan ı lma kaygısı o lmadan bir kanıya

kat ı lması du rumu. Burada kişisel bir kanı o larak inancın kesinl iğ i söz konusu-

dur (din, ahlak vb.). Nesnel güvenceden yoksundu r . Bunu gerekl i gö rmez de.

b) Nesnel kesinl ik: Bir bi lginin bilgi temel ler i ve konu üzer indek i nesnel gö-

rüşlere dayanan güveni l i r l iğ i , geçer l iğ i , be lgelere, ç ıkar ımlara, algı lara, yaşan-

tı lara dayanab i l i r .

Similer Documents